KAZIM KARABEKİR “KÜRDİSTAN ÇIĞLIĞI ATANLARA BAKINIZ NE DEDİ…

Tarih: 10 Ağustos 1920…
Sevr Antlaşması Ankara/TBMM’nce tepkiyle karşılandı.
Anlaşma’ya Anadolu’nun gösterdiği tepki ve Kürt aşiretlerinin Ankara’ya çektikleri telgrafların bütünü de ‘birlikte yaşamak’ arzu ve inancını yansıtıyordu.

Bu anlaşmaya en büyük tepkiyi gösteren, Erzurum XV. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa oldu…
Kazım Karabekir Paşa anılarında Sevr karşısındaki hissiyatını şöyle dile getiriyo

“KİM HANGİ CÜRETLE BU BELGEYİ İMZALAYABİLİR”

‘…16 Ağustos’ta tatsız bir haber geldi;
İstanbul Hükümeti murahhasları sulh muahedesini imzalamış. Hayret! Millet Ankara’da vekillerini toplamış; hükümet teşkil etmiş, İstiklal harbine karar vermiş. İstanbul’daki padişahla, şahsi hükümeti ne cüretle ve kimin namına esaret vesikasını imzalıyorlar?

“EY TÜRK HALKI, NE BEKLERSİN”

Ey İstanbul’un milyona varan Türk halkı! Ve ey Darülfünunlarda ve ali mekteplerde feyiz veren ve feyiz alan münevver gençler!
Aksi sadasını şark dağlarında hissetmek istediğimiz tek bir fedainiz yok mu? Böyle zamanda teşkilat mı istersiniz, bir taraftan emir mi beklersiniz?

“BU ATEŞ TÜRK’ÜN ATEŞİDİR”

Her kafada istiklal ve hürriyet şimşekleri çarpmazsa, her kalpte bu aşk ateşi yanmazsa Türk’e yaşamak hakkı kalır mı? Eğer millet küre-i arzdan göçeceklerse en sonra sahneden çekilmesi Türk’ün şanından değil midir?

“BU HESAP SORULUR”

‘Türk yılmaz, cihan yıkılsa Türk yıkılmaz’ diye haykıracak bir tek ses!
Bu ses şu aralık bir namludan geçmeli, sefillerden herhangi birinin olsun, kulağı dibinde canhıraş patlamalıydı!
Hiç kimse hesap sormazsa, tarih buna cevap isteyecektir…”[1]

“ONLARI VATAN HAİNİ İLAN EDİN”

Bu duygu ve düşünceler içerisinde aynı gün harekete geçen Kazım Karabekir, Ankara Hükümeti’ne bir de mesaj çekmişti. Bu mesajında, bu antlaşmayı imzalayanların ‘vatana ihanet’ suçuyla itham edilmesini, gıyaplarında karar verilerek ‘vatan haini’ sayılmalarını ve bunların isimlerinin her yerde lanetle anılmasını talep ediyordu.

“ERMENİ-KÜRDİSTAN ÇIĞLIĞI ATANLAR VATAN HAİNİDİR”

Bu gündemle Ankara Hükümeti 19 Ağustos’ta toplandı.
Kazım Karabekir Paşa’nın isteği doğrultusunda, Sevr Antlaşması’nın kabul edilmesi için oy kullanan 42 kişi ile bu antlaşmayı imzalayan Hadi Paşa, Rıza Tevfik Bey ve Reşat Halis Bey ‘vatan haini’ ilan edildi(Karar sayı 37) [2] .

Sonuçta, Sevr Anlaşması’nın stratejik siyasi ana fikri şudur;

‘Doğu Anadolu’da kurulacak bir Ermenistan-Kürdistan gibi tampon devletlerle Anadolu’daki Türk varlığının Asya’dan fiziken koparılması; Batı ve Güney Anadolu’nun Yunan, İtalyan ve Fransız hakimiyetine bırakılmasıyla Anadolu’daki Türk varlığının üç cepheden kuşatılması; Ankara dolaylarına sıkıştırılmış ve kuşatılmış olan Türk Milleti’nin Sevr sonrası yapılacak ileri bir harekatla tarihten silinerek Anadolu’nun ele geçirilmesi…’

Bu siyasi stratejiye derinden bakılırsa eğer, günümüzde Barzani ve PKK terör örgütünün siyasi talepleriyle PKK-ASALA ittifakının ardında yatan gizli niyetler görülebilir.

Bu stratejik yönüyle Sevr Antlaşması, 1071 Malazgirt Savaşı’nın bir rövanşı olarak da düşünebilir.

Türkiye şimdi bu rövanşı yine yaşıyor…
İşte bakınız Barzani’ye ve arkasındaki ABD-İsrail’e ve onlara destek verip gurur duyanlara…

Erdal Sarızeybek

1. Kazım Karabekir, ‘İstiklal Harbimiz’, Cilt II, s. 941, YKY Yayınları, 2008.
[2] Şimşir, ‘Kürtçülük’, cilt I, s. 437.
[3] Tan, ‘Kürt Sorunu’, s. 165.

Bunlar da İlginizi Çekebilir