Reklamlar

Emre Dölcel’den; #Hayır …

Uzun zamandır yazmıyorum burada. Çok da memnunum aldığım karardan. Ancak yazmadığım bu süreç içerisinde elbette gündemi takip etmeye devam ettim.

Paylaşımlara, “hayır” cılara ve “evet” çilere bakıyorum. Genelde hepsi birbirinin karbon kopyası paylaşımlar. Fikrini savunmaktan ziyade, karşı tarafı ezmeye, yermeye, aşağılamaya çalışan yorumlar.

Dikkat çekmek istediğim bazı başlıklar var;

* Evetçiler referandumu genel seçim havasına sokum, bir algı oluşturmaya ve konuyu “cumhurbaşkanlığı” sistemini oylamaktan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Algı yönetimi konusundaki başarılarını düşünecek olursanız, bunda başarılı olmalarını beklemek hayal değil.

* Evetçiler son 14 senedir batırdıkları her işte müthiş bir algı yönetimi ile kendilerinden başka herkesi suçladı. Hala da devam ediyorlar. Bunu bilinçli yapıyorlar. Israrla Anayasa maddelerini tartışmamalarının, konuyu hiç açmamalarının sebebi bu. Sanki bunca yıl FETÖ onları kandırmadı, sanki bunca yıl PKK ile ben halay çektim, bunca yıl kurmaca davalara ben savcılık ettim…

* Hayırcılar konuya çok daha fazla hakim. Ancak bunun bir faydası yok. Çünkü onların da donesi karşı tarafın cehaleti. Karşı tarafın cehaleti üzerine kurgulanan hiç bir savunma, açıklama işe yaramıyor artık. Bunu anlamak gerekiyor. Sadece cehalet ve Atatürk üzerine kurgulanan gerçekler, “evet” çi dediğimiz tayfanın işine geliyor. Çünkü “halkın” içinden çıkma tezlerini önünüze koyduklarında siz çok burjuva kalıyorsunuz. Cahil dediğimiz kesim “açım ama en azından benden biri var ülkeyi yöneten” diyor. Adamın 1500 odalı sarayı, 1000 kişilik koruma ordusu, malvarlığı, serveti onu rahatsız etmiyor. Sanki o sarayda kendisi yaşıyormuş gibi hissettiriyorlar çünkü.



* Bugün “hayır” için yaptığımız çalışmayı muhalefetin kendini yenilemesi, artık yenilgiyi kabul edip daha güçlü bir kadro oluşturması için devam ettirmeliyiz. Sadece referandum ile bitecek bir süreç değil bu. Evet de çıksa, hayır da çıksa, nefes almadan çalışmaya devam!

* Raconda orospuya orospu diyemezsin. Denmez. Dersen lafı yersin. Neyi nerede söyleyeceğin, tezini hangi fikir üzerine kurgulayacağın önemlidir. İnsanlara sürekli cahil, aptal, salak, vatan haini demek asıl dangalaklık. Atatürk’ü sahiplenmek de öyle. Atatürk herkesin. Sadece solcuların, Kemalistlerin, Atatürkçülerin değil. Bunu unutmadan, Atatürk ilkelerinin ışığında, herkesi kucaklayarak, bıkmadan usanmadan doğruları anlatarak, karşı tarafın fikrinin yanlış olduğu üzerine değil de bizim fikrimizin ne olduğu üzerine konuşarak çaba göstermeliyiz.

* Korkmadan, asla vazgeçmeden, geri adım atmadan, tuzağa düşmeden, en az onlar kadar cesur ve uyanık olarak kendimizi anlatacağız. Düşmanımızın ne olduğu, kim olduğu belli. Bunu biz bilelim ancak fikirlerimizi bunun üzerine kurgulamayalım.

* Önümüzde genel seçimler değil, Anayasa paketi için referandum var. Sanılanın aksine bu halk bunun farkında. Anketler de bunu gösteriyor. Sandık başında uyanık olacağız, tuzaklara dikkat edeceğiz, hiç bıkmadan neden “hayır” dememiz gerektiğini anlatacağız.

Başarabiliriz değil, Başaracağız. Bu ülke için en #hayır lısı ne ise o olacak.



Emre Dölcel
Reklamlar
07 Şubat 2017
Reklamlar