Reklamlar

Erdoğan'ın eski yol arkadaşından bomba açıklamalar

Bizzat gördüğüm bir olay var. 28 Şubat'tan birkaç gün sonra o kırılmanın olduğunu dehşetle gördüm. Erdoğan başladı Erbakan'ın aleyhine konuşmaya. ‘MGK'da önüne konulan belgeleri imzaladı ve imam hatip okullarının kapatılmasını imzaladı' diye feveran etmeye başladı. Hâlbuki o zaman 18 madde daha açıklanmamış ve neyin ne olduğu belli değildi. Ben de o anda anladım ki, kazan kaldıracak ve ayrılık hareketine başlayacak.

“Zenginler, emekli askerler ve yabancı plakalar tarafından kuşatıldı”
-Kim haberdar etti peki bu maddelerden?



Ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Erdoğan'la beraber görev yapıyordum. Plan Bütçe Komisyonu'nda belediyenin bütçesini yöneten kişiydim. Orada Tayyip Erdoğan'ın gittikçe değiştiğini gözlemledim. Etrafında hep Milli Görüşçüler, İstanbul il teşkilatı, Ankara'dan gelen teşkilat üyeleri olurdu. Ama yavaş yavaş bunları ayıklamaya başladığını, etrafının önce zenginler tarafından, arkasından şöhretliler tarafından, arkasından emekli askerler tarafından, arkasından yabancı plakalı şahıslar tarafından kuşatılmış olduğunu gördük. Bunlar 28 Şubat öncesidir. Demek ki birtakım temaslar oldu ve mutabakatlar yapıldı ki, 28 Şubat'ın hemen arkasından demin dediğim tablo ortaya çıkmaya başladı.

“Her an yanında olan bizler randevuyla görüşür olduk”
-Uyarılarda bulunmadınız mı?

Bizim o zamanlar Tayyip Bey'le görüşmelerimiz ancak randevu ile oluyordu. Her an görüştüğümüz Tayyip Bey'le ancak randevu ile görüşebiliyorduk. Görüşmeleri de çok kısa tutuyordu. Bizi uzaklaştırdı ve bu yüzden kendisini ikaz etme şansımız kalmadı.

“Cezaevi süreci düzmeceydi”
-Peki, Erdoğan'ın, MGK kararları üzerinden Erbakan'a yaptığı eleştirilerin haklılık payı yok muydu?

18 madde henüz açıklanmamıştı. Tayyip Bey nereden biliyordu bilemiyorum. Tayyip Bey o zaman MKYK üyesiydi. Ne demek bu? Ankara'da Refah Partisi'ni yöneten kuruldadır. Erbakan Hoca o kurulda ‘Böyle bir şey yok' diye anlatmasına rağmen, o toplantıdan çıktıktan sonra sağda solda ‘Erbakan bunu imzaladı' diye konuşmalar yapmak bir art niyetin göstergesiydi. Daha sonra açıklandı ki, Erbakan Hoca böyle bir şeye imza atmamış. Ben bir toplantıda şahit oldum. 28 Şubat'ın üzerinden 15 gün falan geçmişti. Balat'ta bir toplantıda Erdoğan, Erbakan'a atmaya başladı. Ben de seyirciler arasındaydım ve ayağa fırladım. ‘Başkan, başkan Erbakan Hoca aleyhine neden atıyorsun' dedim. O da ‘Sen bilmiyorsun Ekrem Bey, neler oldu neler oldu' diye cevap verdi. Ben de sinirlendim, kapıyı vurarak çıktım. Ondan sonra her toplantıda Erbakan Hoca'nın aleyhinde ata ata, parti kapatıldı, öncesinde cezaevine girdi. O cezaevinin de düzmece olduğu ortaya çıktı.

-Nasıl yani, neden düzmece olsun ki?

Ben gittim ziyaretine. Orada krallar gibiydi. Görüşme odası ayrı, kabul odası ayrı, istirahat odası ayrı… Hapishanede böyle bir şey olabilir mi?

“Ziyarette ABD temsilcileri vardı”
-Neler konuştunuz ziyaretinizde?

Balat'taki o toplantıdan sonra toplantılarına gitmediğim için bize biraz asık surat davrandı. Pek özel bir şey konuşmadık. Halbuki uzun uzun konuştuğu ziyaretçilerinin olduğunu sonradan duyduk ki, ABD'nin temsilcilerinin bunlardan birisidir. Neler konuşuldu, neler planlandı?

“Hoca Tayyip Bey’i aday yapmamak için çok direndi”
-2 sene önceki bir yazınızda, 1993'te dönemin Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Nabi Koçak'ın Erdoğan'la yaşadığı diyaloğu köşenize taşıdınız. O diyaloğa göre Erdoğan Koçak'a “Erbakan Hoca seni dinliyor, söyle de hoca bu işi yapamıyor, bana bıraksın!” diyor. Peki Erbakan bu niyeti bilmesine rağmen neden Erdoğan'ı 1994'te aday gösterdi?

O adaylık sürecinde çok sorunlar yaşandı. Biz, İstanbul ve bütün Türkiye teşkilatları olarak Tayyip Bey'in üstünde ısrar ettik. Bilmiyorduk biz altyapıyı; hoca biliyormuş. Çok ısrar ettik. Hatta otobüslerle genel merkeze gittik baskı yapmak için. Hoca ısrarla ‘Tayyip Bey'i yapmayacağım' dedi. Bir bildiği varmış ama biz o zaman ‘Herhalde bu adam bunadı, İstanbul'u kazanacak adamı reddediyor' diyorduk. Hâlbuki, o partiyi ve Milli Görüş'ü kurtarmaya çalışıyormuş. Baskılardan bunaldı sonunda ve ‘Tamam olsun' dedi. Belki düzelir diye düşünmüş olabilir. Biz pişman olduk Tayyip Bey üzerinde ısrar ettiğimiz için.
Reklamlar