Vücut ısısını 40 dereceye çıkarmak bağışıklığı kamçılıyor
Bir de ısıtma yöntemi kullanıyorsunuz bildiğim kadarıyla…

İnsülinli kemoterapinin etkisini yükseltmek için burada bir de hipertermi yöntemini kullanıyoruz. Hipertermi özellikle Almanya’da çok yoğun olarak kullanılan bir ısıtarak tedavi yöntemi. Hastayı 40 dereceye kadar ısıttığımızda hasta hücreler daha çabuk telef oluyor. Ölen hasta hücre sayısı artıyor. Vücut ısısının yükseltilmesinin bir başka faydası daha var. Bilirsiniz insan hastayken ateşi yükselir. Bunun sebebi vücudun yüksek ısıda bağışıklık hücrelerini arttırmasıdır. Hipertermi de aynı şekilde hastanın bağışıklık sistemini kamçılayarak tedaviye bu anlamda da katkı sağlıyor.

Zerdeçal bir mucize
Bu tedaviler haricinde hastalara neler tavsiye ediyorsunuz?

Tüm bunlar yetmez. Hastanın kanseri besleyen karbonhidrat ve şekerli gıdaları da kesmesi gerek. Makarna, pilav, tatlı, ekmek, börek, çörek yasak. Reishi mantarı, Japon mantarlarının bir karışımı olan PS Complex, CQ Complex, Koenzim Q 10, Alpha Lipoic Acid ve Omega 3’ü de besin takviyesi olarak tavsiye ediyorum ben. Yurtdışında bunlarla ilgili yapılmış yüzlerce çalışma ve yazılmış makale vardır. Bir de hakkında yüzlerce makale yazılmış olan zerdeçal kanser tedavisinde bir mucizedir.

Beslenme nasıl olmalı?

Lahanagiller çok mühim. Brokoli, karnabahar, lahana, brüksel lahanası. Bunların içinde sülforofanlar denen kansere karşı son derece tesirli kükürtlü bileşikler var. Hastalarıma her gün sofranızda bir lahanagil olacak, hatta bunları bazen çiğ yiyeceksin diyorum. Benim hastalarım aktardan yabanmersini alıp her akşam bir avuç yer. İçinde bayağı kanser ilacı var. Buğday ruşeymi de çok faydalı.

Kanser hastaları komedi filmleri izlesin
Kanser tedavisinde moralin önemi sık vurgulanır. Tedaviye katkısı tam olarak nedir?

Moral bu işin yüzde 25’i. Düşünceler beyinde nöropeptit üretimini tetikler. Neşeli insan ile kederli insanın nöropeptitleri birbirinden farklıdır. İyi şeyler düşünürsen iyi nöropeptitler üretirsin. Bunlar kan yoluyla tüm vücuda yayılıp bağışıklık hücrelerini çalıştırır. Bir tür enerji parçacığı gibi. Hastalarıma neşeli insanlarla buluşmalarını, neşeli kitaplar okuyup komedi filmleri izlemelerini öneriyorum. Norman Kazan’ın bir kitabı vardır; orada ‘kanseri hergün dört kere Şarlo filmi izleyerek yendim’ der.

Durduk yere kahkaha atarak bilinçaltı kandırılabilir
Hasta eğer mutsuzsa yine de neşeli filmler işe yarar mı?

Aslına bakarsanız sebepsiz de gülünebilir. Günde yirmi kere ‘Hahahahah’ diye gülebilir hasta durduk yere. Ama bunu şimdi kime anlatacaksın, bizim millet inanmaz böyle şeylere, şüphecidir. Halbuki beyin onu gerçek sanıyor. Şuur altı kanar. Ne dersen ona inanır. Kahkaha atıp iyiyim de, iyiymişiz der, kötüyüm de, kötüymüşüz der. İnsan vücudu bir gemi gibidir. Emirleri kaptan verir, makine dairesi emirleri yerine getirir. Bizde de kaptan beyindir. Bilinçaltı da makine dairesi. Telkin çok önemli. Oturup günde on kere bugün çok iyiyim şükür de, karaciğerin, dalağın, akciğerin ona göre çalışır. İşte kaptan iyiyiz derse beyin iyi endorfin salgılar.

Yürüyüş ve yükseklik kan hücrelerini çoğaltır
Oksijensizliğin kansere zemin hazırladığını söylemiştiniz. Oksijen nasıl arttırılır?

Vücuda oksijen girişini arttırmak için de günde en az yarım saat, bir saat yürüyüş yapmalı hasta. İmkanı olan hiperbarik oksijen odasına girsin. Yüksekliğin de kan hücrelerini çoğaltma etkisi vardır. Yüksek dağda eritropoetin yapar vücut. O da kan hücrelerini kamçılar.

Türkiye’de yeterli tedavi olanakları var mı?

Özetle Amerika’da ne varsa Türkiye’de de aynısı yapılıyor. Amerika’ya tedaviye gidenler boşuna gidiyor. Buradaki doktorların hepsi zaten Amerika’da 3-5 sene kalmış doktorlar. Tedavide kullanılan ilaçlar da aynı.

Kaynak karar.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir