Türkiye’de “Komünist Başkan” olarak anılan Tunceli Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, bilinen ve bilinmeyenleriyle YURT’a konuştu.

Türkiye’nin tek Komünist Partili Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu; Roboski’deki caminin onarımını üstlenmesiyle, öğrencilere verdiği burslarla, ailelere yaptığı yardımlarla, ülkemizde komünizme karşı oluşan kötü algıyı yıkmakta adeta bir rol model oldu. Siyasete atıldığı tarih olan 6 Haziran 1984’ü “en mutlu olduğum dönem” diye nitelendiren Maçoğlu, “Mesela bazen evlilik yıldönümümü, çocuğumun doğum gününü, kendi doğum günümü unutuyorum. Ama 6 Haziran 1984’te bu siyasete girdiğim günü hiç unutmuyorum ve bir dönüm olarak görüyorum. Çünkü kendimi bulabildim. Kendimi özgürleştirebildim. Kendimi düşünebildim. Babamın eksikliklerine kafa tutabildim. Ailemin o feodal yanına karşı çıkabildim. Kendi kız kardeşime, toplum tarafından kadınlara uygulanan baskıya karşı durma kabiliyetini gösterebildim. Çünkü ben artık özgürleşmiştim. Onun dışındakiler detaylardır” diyor…


-‘Komünist Başkan’ı tüm Türkiye tanıyor. Nerede doğdu, nerelerde eğitimgördü?Ben 1968 yılında Ovacık Çemberlitaş’ta doğdum. İlk ve ortaokulu burada yatılı okudum. Sonra sağlık kolejini kazandım. Bingöl’de dört yıl yatılı okudum. Sonrasında ise Eskişehir hayvan sağlığı laboratuvar ve veterinerlik bölümünü bitirdim. Hem insan, hem hayvan sağlığıyla ilgilendim. Evliyim iki kızım var. Kızlarımdan biri hemşire, diğeri ise İstanbul Üniversitesi iktisat bölümünde okuyor.SİYASETE NASIL GİRDİ?-Kamu görevinizden istifa ederek siyasete atıldınız, bu süreç nasıl gelişti?1984 yılından beri demokratik alanda mücadele eden, siyaset yapan biriyim. Yani demokratik alan dediğim; Demokratik Haklar Federasyonu, öncesinde Demokratik Halk Platformu. Daha çok yasal mücadele biçimini önemsedim. Sendikalar ve birçok STK’larda görev yaptım. Sağlıkçı, emekçi sendikalarda yöneticilik, üyelik, işyeri temsilciliği yaptım. 2013'ün ortalarına doğru ise, yoldaşlar bir yerde belediye başkanlığı yapacaklarına dair bir şeyler söylediler. Aslında birçok kez Pertek için söylenildi. Pertek'te bir komisyon kuruldu. 2014'te aslında belediye başkanı olma ihtimalim çok yüksekti. Ama ben etik görmedim. Yani Perteklilerin yaşadığı yerde, Pertekli bir belediye başkanı olmasının daha doğru olduğunu düşündüm. Ben de Ovacıklı olduğumdan kaynaklı en riskli bölgeyi seçtim. Neden? Ovacıkta yatılı okulun dışında çok yaşamadım. Pertek’te 15 sene çalıştım Dersim merkezde çalıştım. Bingöl merkezde çalıştım. Konya’da çalıştım.Kazanıp, kazanmamanın önemli olmadığını, bir mücadelenin başlangıcı, siyasetin başlangıcı olacaksa bu yer, benim için Ovacık olmasının daha iyi olduğunu düşünüyorum. Benim için daha doğru olduğunu düşündüm. Bundan kaynaklı da 2013 yılının Haziran ayında burada çalışmalar başlattık. Böyle gelişti. Sonra tabi komisyonlar kurduk. Kadın komisyonu, gençlik komisyonu ve bu tür çalışmalar başlattık. Hem çalışma çok zevk verdi, gerçekten bugünkü gibi çok samimiydi. Topluma karşı konuşmalarımızdan, üslubumuzdan, insanların inanç yapısından, insanların ideolojik yapısındaki farklılıklara rağmen bütün vatandaşlara eşit olduklarına dair tartışmalar sürdürdük. İyi de oldu, başarılı olduk gibi. Ovacık belediye başkanı seçildim. Siyaseti hizmet meselesine çevirdik. Ondan sonra bu toplumsal çelişkiler sürdürülürken, kafamızdaki teoriyi, sokakta, halkın içinde nasıl geliştireceğimize dair düşündük. Ondan sonra bu işleri yapmaya başladık.TKP’YE, ÖDP’YE, CHP’YE, AKP’YE OY VERENLER BİRARAYA GELDİ-2014’ten beri bu süreç içerisinde ne gibi faaliyetler yaptınız, neleri değiştirdiniz?Biz bir programız aslında. Demokratik Haklar Federasyonu, TKP, ÖDP,  geçen dönemde AKP ve CHP’ye de olmak üzere birçok partiye oy verenlerin de katıldığı halk dayanışmaları kurduk. Halk dayanışmalarının üzerinde adaylaşmalar oldu. Hozat’ta TKP’den girdik. Mazgirt’te ÖDP’den girdik. Dersim merkezde de bağımsız olarak adaylarımız çıktı. Hozat’ı çok az bir oyla kaybettik. Dersim merkezi de çok az bir oyla kaybettik. Ama Mazgirt ve Ovacık’ı aldık. Kaypakkaya geleneği burada güçlüdür. Bu süreci aldıktan sonra aslında programımız olan devrimci, halkçı yerel yönetimler programı vardı. Söz, yetki, karar halka şiarıyla programı işletiyoruz. Esas yönümüz yoksullardır, ezilenlerdir. İnanç, din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın tüm canlıların ortaklaştırıldığı, sadece insan merkezli bir siyasetin değil, tüm canlıların ortaklaştığı sosyalist bir program hedefleniyor. Burada biz de bu sosyalist siyaseti topluma, yoksullara, halka, ezilenlere, işçilere, emekçilere, Türklere, Kürtlere, Lazlara birçok ismini sayamadığım insana, ayrıca börtü böceğe, tüm canlılara dönük bir program başlatarak geldik. Yerel yönetimlerin, T.C. Anayasasına göre yetki alanları var. Bu yetki alanlarının bize düşeni, hizmeti nasıl yapabiliriz tartışması sürdü. Birincisi önemsediğimiz şeyler vardır, halkın köylerden göç etmiş olması, köylerin boşaltılmış olması, yoksul yaşadığı bu coğrafyada nelerin yapılabileceği, halk içerisindeki çelişkilerin neler olabileceği ile ilgili bir fizibilite çalışması yaptık, rapor haline getirdik ve altıncı aydan itibaren de çalışmalarımız başladı.-Türkiye gündemine ulaşımı ücretsiz yapmanız, ve suyu da halka çok az bir paraya götürmeniz ile gündeme geldiniz. Bu nasıl oldu?Birinci çalışmamız ulaşımın ücretsizliği ile başladı. İkinci çalışmamız suyun temel bir hak olduğunu, temel bir ihtiyaç olduğunu, suyun ekmek gibi bir hak olduğunu, bunun üzerine suyu ücretsiz ya da ona yakın bir şekilde karar altına aldık. 50 kuruş düzeyinde.-Çocuklara gençlere ayrı bir önem veriyorsunuz. Bu konudaki çalışmalarınızı öğrenebilir miyiz?Sosyal hizmetler bakımından çocuklara, gençlere, spora dair işte bir saat kitap okuyanlara bir saat bisiklet kampanyasıyla topluma eğitim meselesi üzerinde, hem de toplumun yaşamı içerisinde özlediği şeylerle buluşturacak programımız oldu. Yine çocukların okumasını, eğitimini sağlamasına dair kampanyalar yürüttük. Daha çok eğitim ve mevcut bölgede kamu sağlığı yapıyoruz. Devletin tüm kurumlarına elimizden geldiğince bir katkı sunduk.KAPİTALİST VE EMPERYALİST GÜÇLER HALKI ZEHİRLEMEYE BAŞLADI-Organik fasulye, nohut, bal üretmeye nasıl karar verdiniz, amacınız neydi?Üretim meselesinde ciddi sorun olduğu hissiyatıyla bu toprakları tüm canlılara nasıl açılacağı, nasıl faydalı olacağı tartışmaları sürdü. Ve bölgemizde yüzlerce yıldan beridir sistemin, bu ekonominin yaratmış olduğu daraltmanın nasıl canlandırılabileceği tartışmasıyla bölgemizde nohut, fasulye, bal üzerinde üretim başlattık.Başlattığımız üretim önemliydi bizim için. Çünkü başlattığımız üretimin şöyle bir yanı var; kime, niye, niçin üretim? Türkiye halklarına, dünya halklarına dair öngörülerimiz var. Gelecekte dünyanın şimdiden başladığı gıda sorunu, su sorunu ve birçok sorunun yaşandığı bir dünya konjonktürü düşündüğünüzde temel ihtiyaç, temel hak olan sağlıklı gıda üretiminin Türkiye’deki gelecek nesiller için çok önemli olabileceğinin, çünkü spastik genetik hastalıklarının tamamının sebebinin gıda olduğunu, sağlıksız gıda üretimden kaynaklandığı, şuanda yüz binde bir olan genetik hastalıklı birçok çocuk; önümüzdeki yirmi otuz yıl sonra, her on çocuktan iki üç tanesi hastalanmaya başlayacak.

Bunlar da İlginizi Çekebilir