Sevgili okurlarım,
Bağımsızlığımızı sağlayıp Cumhuriyet'imizi kuran Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, ölümünün 79'uncu yıldönümünde sevgi,
saygı, rahmet ve minnetle
anıyoruz.

* * *

Her şeyimizi, özgürce aldığımız nefesimizi bile borçlu olduğumuz Atatürk'ün aziz hatırası, ne yazık ki içinden geçtiğimiz kutuplaşmalarla dolu süreçte, hayasızca saldırılara uğradı. Mevcut siyasi
iklimin cesaretlendirdiği gözü dönmüş 

müfteriler, sadece Atatürk'e eşi görülmedik iftiralar yağdırmakla kalmadılar. Değerli annesi Zübeyde Hanım başta olmak üzere, tüm akraba ve yakınlarının kemiklerini
sızlatacak korkunç hakaretlerde bulundular.
Hatta varlıklarını Büyük Önderimize hakaret ve iftiraya adamış bir takım sözde tarihçi meczuplar, çıktıkları televizyon ekranlarını, Atatürk'e iftira yarışı yaptıkları plâtformlara dönüştürtürdüler.
Kendilerine ‘Dur' diyen olmadığı için öylesine ileri gittiler ki; Atatürk, ailesi ve yakın arkadaşlarına saldırmayı ve daha çok saldıranın ödül aldığı yeni bir spor dalı haline getirdiler!..
Atatürk ve vatanı düşman işgalinden birlikte kurtardığı kahraman silah arkadaşlarına dönük alaycı söylemleri, alışkanlığa dönüştürdüler.
* * *
Durumdan vazife üreten kimi yöneticiler, Ata'nın adını kurumlardan sildiler, heykellerini belediye araçlarıyla yıktılar, devrimlerini müfredattan çıkarabilmek için yoğun çaba gösterdiler.
* * *
Atatürkçü oldukları için, yurtsever asker, siyasetçi, gazeteci ve aydınları FETÖ kumpaslarıyla zindanlarda çürüttüler.
Mustafa Kemal'in yurtsever askerlerini tümüyle tasfiye edip, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni “FETÖ'nün Askerlerinin Ordusu”na dönüştürebilmek için çok uğraştılar.
Nitekim FETÖ'cüler, 15 Temmuz'daki hain kalkışmayla, her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış cennet vatanımızı emperyalistlere işgal ettirip son ve en ağır darbeyi indirmeye çalıştılar!..
* * *
Bunlar yaşanırken bu köşeden bıkıp usanmadan hep yapılanların yanlış olduğunu, küresel emperyalizmin ülkemize yönelik kıskacından kurtulabilmenin tek yolunun Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine sıkı sıkıya sarılmaktan ve Atatürk'ün izinde yürümekten geçtiğini söyleyip durduk.
Bu uğurda hedef haline geldik, iftira ve saldırılara uğradık ama canımızdan çok sevdiğimiz ülkemizin selâmeti uğruna doğruları yazmaktan asla yılmadık.
* * *
Emperyalist kıskacın giderek daralması ve oy uğruna sömürülecek alanların tükenmesi sonucunda görüyoruz ki; saldırıldıkça büyüyen, Anıtkabirindeki ziyaretçi sayısında patlama yaşanan Atatürk ve onun ölümsüz fikirleri, yeniden yükselen değer haline geliyor.
Atatürk'e saldırma yarışı, giderek Atatürk'e sarılma yarışına dönüşüyor!..
* * *
Sevgili okurlarım,
Yazın bir kenara!..
Atatürk'ü müfredattan silmeyi düşünenlerin bile
‘Olmasaydın, olmazdık' diyecekleri günler yaklaşıyor!..

Bunlar da İlginizi Çekebilir